1 Ekim 2014 Çarşamba

but first let me say goodbye...

çocukluğum bok gibiydi...
lise ot gibi...
üniversitede biraz adam olur gibi oldum ama
onda da battım ve kül gibiydi...





blog ankaralık bi'şeydi sanırım...
ama benim ankara'yla göbek bağım kesildi aaa dostlar...




arrivederchi....

22 Eylül 2014 Pazartesi

Farz-ı Misal



bazı ritimler... bazı tınılar...bazı çalgılar....sırf benim için var...

sırf ben seveyim; onlarla ağlayayım, onlara doyayım diye var....

açlığımı dindirsin, ruhumu yamasın, kanımı kaynatsın diye var....

bazı şarkılar sırf benim için var... iyi ki de varlar.........








29 Ağustos 2014 Cuma

pöff

ya şuraya gram mı yazma isteği olmaz...
bırak yazmayı okumak da gelmiyor içimden...

pöff yani yaa pöff !

8 Ağustos 2014 Cuma

Zor Değil; Bi-İki Sorum Olacak Hemen...


Kıbrıs'a tatile geldim; gezmeler, tozmalar, deniz kenarı fotolar.... olmasını çok isterdim ancak Kıbrıs'ta mecburi ve zorla tutulmaktayım....

Hayatta büyük konuşmamak lazımmış kadar çirkin bir klişeyle dönüş yapmak istemezdim ama el mahkum (g*t gardiyan efenim...)

1) "Özel okulda okumam -özellikle Kıbrıs'takilere hiç gitmem"

Yukarıdaki cümleyi kuran bir ergen, yıllar geçtikten sonra pedagojik formasyon için ALES'ten yüksek puan aldığı halde bu sene ÖSYM'nin "ALES puanı ile alım yapılmayacak, her okul kendi öğrenci alımını kendi halledecektir" kararından sonra
ilk yerleştirmelerde hiçbir üniversitenin pedagojik formasyon bölümüne
(not ortalaması az olduğu/mezun belgesini okuldan alamadığı/kayıt tarihlerini kaçırdığı vb sebeplerle)
yerleşemediği için
toto korkusundan Kıbrıs'ta okumaya gelmesi ........................'ya/ye örnektir?

Boşluğa uygun gelecek kavramı yazınız.


2) O değil de vizeler ne ara geldi lan???

Ben okulu yeni bitirdim; hani raaada eriyoduk oolum???


3) hadi o bile değil;
okulun ilk günü yanıma oturan kızla
adımızın, memleketimizin bulunduğu bölgenin, okuduğumuz lisans bölümünün ve hatta Doğum Günlerimizin
 o da yetmedi DOĞUM SAATLERİMİZİN AYNI OLMASI 
neye delalettir aceba????

16 Temmuz 2014 Çarşamba

26 Haziran 2014 Perşembe

11 Haziran 2014 Çarşamba

mod # 31908484365871....

şu aralar şu moddayım;










tam bu sıraylan ama ruh halim :)

26 Mayıs 2014 Pazartesi

yaşlanmak




çirkin yaşlanmak kadar acı veren şey sayısı sayılıdır bence....





adamımız da mickey rourke

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Bize Biraz Gurur Lazım !

eskiden pekos vardı bilir misiniz?
şimdilerin patos'u...
ama pekos çok daha acıydı...
ve benim en sevdiğim cipslerde top3'te yer alırdı...
küçük boy olmazdı onun, büyük boyu vardı.

tek başıma bitiremezdim o büyük paketi;
ağzım ççooo..ook acırdı
ve bence arada su içip ağzı serinletmek,
acıyı sıfırlayıp devam edebilmek "yüreksizce" bir işti !
serde erkekliğim hep vardı


acem kızı

hepiniz bilirsiniz hani;

başlarda "burnu fındık, ağzı kayfe fincanı...."
hatta "şeker mi şerbet mi; bal..."

eee sonralarda "kapa çeneni..." hatta beteri "sıçarım ağzına"
"lanet, kahır, cezasın bana..."

işte bilenler hatırlar; bir bitmiş aşklar mezarı daha...
ve bu şarkı bir şey mi hatırlatmalı illa...?


......bittim......

.........bittim artık.........
yaralarım İMDAT!!! diye bağıracak nerdeyse...



21 Nisan 2014 Pazartesi

Bir Şarkı ve Birden Çok Duygu...

Bir nevi Anılar Şarkılarda #1
Lise deyince en çok bu şarkıyı hatırlıyorum...
Bu şarkı mütemadiyen fon oluyor her şeye...
Çünkü okul grubumuz ne zaman konser verse
-ki baya baya çıkmışlardı oto b*ka her bahaneye-
bu şarkıyla başlarlardı
gelenek gibi bir şey olmuştu...

lise 1'di sanırım ilk kez duydum...
o ara hoşlandığım biri var
benden hoşlanan biri var
her ufak sebeple mutluyum
üzgünüm
dolu dolu coşkuluyum
bakışım duruşumla
her bir duyguma ayrı ayrı
sanki holivud'da film çekiliyor bana

en güzel günlerim liseye dair
bu şarkıyla başlıyor
bu şarkıyla bitiyor
bütün güzel anıları
doyumsuzca içine alıyor...

şarkıya melankolik bakan var mı bilmiyorum ama
benim için hıncahınç coşku, aşk dolu...
acılı bile olsa platonik takılmalarla
hiç kötü şeyler hissettirmiyor...

ve ayrıca düşününce sadece bir cümle kullanarak;
Çaresizliğe tercüman,
"sevdiğim başka... sevenim başka..."
Yalnızlığa tercüman,
"bir kuş konsa badi parmağıma ağlardım BİR BAŞIMA..."
Metanete tercüman,
"sevdadandır...dedi annem...aldırma, gel yanıma..."
Pişmanlığa tercüman,
"kaç mevsim aşk pazarında geçti yalanlarla..."

o zaman gelsin;


KAPIMDA KÖPEK OL !!!

blog için aklıma gelenleri not defterine not alayım dedim
halbuki aklıma geleni unutmayayım diye yazınca daha çok yazıyordum
şimdi böyle olunca nasıl olsa not aldım unutmam diye gevşedikçe gevşedim
bir de durunca yazasım gelmiyor benim
bozuk süt gibi oluyor
ekşiyor kendi içinde
tabi ben de dooğğru çöpe...

misal okulun ilk zamanları "çalışkan öğrenci olmak zormuş" diye bi not almışım
yazmaya karar verdiğim de tekrar tembel olan öğrenci moduna almıştım kendimi
ya da doğum günü öncesi yazımı anca doğumgünümden bir hafta sonra gördüm tekrar
gibi gibi...

defteri temizleyeyim dedim
çoğu yazmadan çöpü boyladı;
hevesim gitti, zamanı geçti, modu bitti....

şimdi elimde bir sayfada;
"KAPISINA KÖPEK OLSUN" başlığında karalamalar...
yaklaşık 2-3 ay önce not alınmış
ama çoğunun zamanı geçmiş...
olsun ne kadar ileri görüşlü bir insanım diyerekten yazayım
yoksa toptan blogu kapatıp gidicem...

zamanında demişim ki;
Mindy, Dr. Castellano 'ya kul köle olsun istiyorum...
Karizmasından ölsün, aptallıklarına biraz son versin,
Onu eğlendirsin, aşkından yansın istiyorum...

Peralta, Sandiago'nun peşinde heder olsun istiyorum...
Tüm geçmişine pişman olsun, düzelsin,
Onu çok mutlu etsin, aşk adamı olsun istiyorum...

Harry, Rose'a aşık olsun istiyorum...
Tüm diğer kadınlara gözünü kapasın,
Beraber bebeklerini büyütüp adam gibi aile olsunlar istiyorum... 

Ve en önemlisi
3sezondur dilediğim,
Jane, Lisbon'a köpek olsun istiyorum...
Geçmişin acısını onunla unutsun, mutlu olsun,
Mutlu etsin, karizmasından ödün vermeden en güzel aşık olsun istiyorum...

Yahu ben bunu yazana kadar
-dikkat spoiler anacım !!! -
Mindy ve Danny sevgili oldular, ayrıldılar bile,
Peralta geçici görevine gider ayak br şeyler çıtlattı bile
Harry kıskanıp, hoşlandığını anladı bile
Ama gel gör ki öküz Jane Lisbon arası hiiiçbir şey yok...
Adam da tık yok üstelik Lisbon deli gibi seviyor adamı bence
Bakalım, kıskançlık her şeye kadir midir?
Yoksa Jane daha da kabuğuna çekilip görmezden gelecek midir?

Bir yazının daha sonuna geldik sayın izleyiciler,
Beni özleyn anacım
Bayyyy


ellerim...

bugün parkta güvercin peşinde koşturan bir kız çocuğu yüzüstü düştü
ayağa mahzun mahzun kalktı
gözleri doldu sonra
ellerindeki sıyrıklara baktı
adam akıllı ağlamaya başladı
babasına koştu
ve bunların hepsi
yaklaşık 4 saniye sürdü...

ben de çok düştüm yüzüstü
vücudumuz ilkel tepkiyle en çok yüzümüzü korumaya çalışır
eller hemen davranır telaşlı
yüzüstü düşmek demek avuçiçlerine düşmek demektir esasen...

düşünce çok utanırdım ben
acıdan çok daha fazla ilgilendiğim şey çevreme bakınmak olurdu
hemen zıplardım düştüğüm yerden
gülen olmazdı gerçi
yüzüstü düşen birine gülmeyecek kadar
içgüdüleri terbiyeli çocuklardık biz
kıçüstü düşene gülünür
dengesini kaybedene gülünür
takılıp düşene gülünür de
yüzüstü düşeni kaldırmaya çalışırsın
"elim sende"deki ebeyi bile...

ellerimi birbirine çarparak temizlerdim ben kalkınca
serde erkeklik hep vardı
"acımadı ki!" deme şeklimdi bu
hem her halükarda acıyacaklardı
hızlıca ufak taşları temizleme yöntemimdi bu...

en kaba etlerim ellerim oldu benim
avuçiçlerim...

bir kız eli naif, minik, yumuşak olmalıydı
pamuk gibi...

benimkiler hep sertti
bir tarla işçisi gibi...

sıcaktı da
boğucu, bunaltıcı sıcak...

küçük ama enli
parmaklar dolma gibi...

ben de kaba etlerimi silkeler oyuna devam ederdim
anca akşam anneme kolonya döktürüp
azıcık da üflerdim...


13 Nisan 2014 Pazar

Ahh Be Fıtnat Hanım...

divan edebiyatının gelmiş geçmş en büyük kadın şairi olsan kaç yazar?
erkek bir müellif gibi şiir yazsan, gazellerinde aşka batsan kaç yazar??

sevgi dolu alim bir ailede büyümüş bir osmanlı kızıydın sen 18.yy ortasında açan...
senin baban şans eseri pek yumuşak yüzlü, kızının eğitim almasına karşı çıkmayan, latifeler yapan, şiirler yazan bir adamdı... abinle alıp seni karşısına tercümeler okudu mu?
iran edebiyatından, arap edebiyatına yolculuk mu yaptınız geceler boyu?
abini çok mu sevdin sen fıtnat?
belli ki sevmişsin... ona nazireler düzmüş, ona benzer şiirler yazmışsın...
o da sevimli miydi? anlayışlı? hoşgörülü? ve en önemlisi sanat aşığı?
baban, sen, abin şiirlerinizi okudunuz mu karşılıklı?
ve sen en mesud çocukluklardan birini mi geçirdin istanbul alim-sosyete sınıfında?

peki ya baban nasıl izin verdi senin hödük bir herifle evlenmene?
ilmiye sınıfından derviş mehmed efendi...
pehhh ! şiirden anlamaz, basit ruhlu bir adam...

ben inanıyorum ki ilk zamanlar onu sevdin...
kültür, duygu ve zevk konusunda benden üstün dermişsin hep gıyabında...
ama o üstün duygularını sana göstermedi mi acaba?
hatta belki başka kadınlar bile vardı hayatında...
ünlü profesör ve onu evde saf gibi bekleyen, onu üstün görüp eziklenen, saygı duyup azcık sevgi bekleyen karısı...
ben inanıyorum ki ona olan sevgini kaybetmemeye çalıştın...
o surat asıp, terslendikçe,
sevgini görmeyip seni hayata küstürdükçe,
şiiri anlamadıkça, şiirini küçümsedikçe,
boş zaman geçiriyorsun diye söylendikçe
ve gudubet suratını sana buruşturdukça nefret ettin ondan...

ahh be fıtnat, bu yüzyılda olsan boşardın herifi !
ama o zaman mümkün müydü böyle bir şey?
ama Allah'tan şiir meclislerine girmene laf etmemiş...
dönemin sadrazamıyla şiir dostu olmana?
ama eminim mevkisini yükseltmek gibi bir gayesi vardı...
seni gönderip o hiç hoşlanmadığı saray sanat ortamlarına
kendini unutturmamaya çalıştı...

peki farketmedi mi ragıb'la olan münasebetini?
göz mü yumdu? seni sevmiyordu da ondan mı ses etmedi?
yoksa sana karşı öyle kördü ki bu durumu görmedi mi???

adınız çıkmış koca ragıp paşa'yla
bence bakıştınız siz uzun uzun...
gönlünüz kaydı da imkansızdınız...
sen kocanı asla aldatamazdın elbet
ve o sadrazam...
padişahın eniştesi, devrin en büyük siyaset adamı...

saray bahçelerinde yürüyüşe çıkıp sohbetler mi ettiniz,
meclislerde aşk şiirlerinizi birbirinizin gözünün içine bakarak mı söyledniz?
onun şımarık, yüzeysel, güzel bir kabuktan ibaret karısı,
senin anlayışsız ruhuna dokunmayan kocan...

ama ragıb öyle miydi?
yakışıklı, zeki, bilgili, alim, sanatkar ruhlu...
ve seni takdir edip sürekli destekleyen..

ahh mutsuz bir kadın her şeyi yapar dimi fıtnat???
ama siz sadece bakışlarda, şiirlerdeki gizli mazmunlarda kaldınız...
sen mutsuz bir kadın olarak öldün...
adın kaldı yadigar, bir de şiirlerin ardından..

o zaman gelsin...

Hey Gidi Koca Ragıp Paşa !!!

not defterinden karalamalar #1
09/04/2014 - 22:45

ben minicik bir kütüphanede -kütüphane bile denmez çalışma salonu esasen-
senin kendi bütçenle koca bir kütüphane yaptırdığını okuyorum...

soğuk algınlığı başımda; saatte bir tuvalet kağıdı rulosu bitirme hızına ulaşmışım maşallah...
-hayır hayır fakirlikten değil... sen bilmezsin bu yüzyılda kumaş mendil değil, peçete kullanılıyor... ve adam akıllı sümüklü böceğe dönmüşsen her peçete acıtır da tahriş olmuş burnunu, tuvalet kağıdı en az hasarı verir-

sen daha minnak bir çocukken eğtim dayamışlar...bizim buralarda asla görülemeyecek yoğunluk ve bilgelikle... koca bir sadrazam olacağını o zaman mı anlamışlar da yüklenmişler onca...
ben senin arapça-farsça-siyaset-din-hat derslerine başladığın yaşta sokakta top sektiriyordum... ağaç dallarında zıplıyordum...
başarısızlıklarım yakantopta sonuncu kişi olamamaktan ibaretti, bir de sınıfta okumayı öğrenen ilk değil 3. kişi olmaktan... ama sen hep 1. oluyordun dimi durmadan?
senin gibi kaç başarılı devlet adamı gördü ki osmanlı... özellikle 18.yy'da !!!
mahlasın bile sen nasıl ele veriyor ragıb?
isteyen...rağbet eden...
çok istedin dimi gerçekten?
çok istedin çalışkan olmayı...çok zeki olmayı...mevki sahibi olup adından söz ettirmeyi?
çok istedin padişahla aynı sofrada oturmayı, onun sana danışmasını hatta?
çok istedin yaşadığın şehri zevkince düzenleyebilmeyi?
çok istedin padişahın kardeşini vereceği adam olmayı???

ben hastayım diye mızıkçılık yaparken... bir vizeye bile çalışamazken sen hasta olmadın mı ragıb?
kimbilir ne dertlere gark olmuşken bile memleket kurtarıyordun sen...
ne hastalıklarda savaşlardan çıkıp suikastlerden kurtulup siyasi ayak oyunlarında dik durmaya çalışıyordun...

ama ben de bir alex değilim be ragıb...
kusura bakma ama sen hiçç değilim...
kusurluyum
sakarım
beceriksiz ve iradesizim...
hastayım
saçmayım
hissiz ve isteksizim...
üstelik de uykum var, gazım var ama evde sular yok...

not; eve gidince silmekten tahriş olan burnuma peçeteler sokucam... silmiyim, akanı emsinler, dolunca değiştireyim :)
senin başında o sultan bozuntusu karın varken,
burnundan kıl aldırmazken, kırım kırım kırılırken
sen bu varoşlukları yapabiliyor muydun cicim naaberr?

sahi ragıb,
sen o aşk dolu gazelleri kime yazdın allasen ?




12 Nisan 2014 Cumartesi

önyargı #1

önyargı ii bi'şey diiil gençler....



o zaman gelsin;



7 Nisan 2014 Pazartesi

A New Blog !


Efendim sizden iyi olmasın bir erkek Kardeşim var...
Üzerinize afiyet kendisi azıcık fotoğrafla ilgilidir...
Eee bence yolun başındaki birine göre de pek hünerlidir...
Kendisi blog camiasına benim kaktırmamla girmiş bulunmakta...
Akraba torpiline gerek yok efenim,
Şöyle bir kolaçan etmeniz kafii gelir.

Duyanlar duymayanlar bi zahmet şeederlerse...
Hadi öperler ...

2 Nisan 2014 Çarşamba

karın-daş > kardaş > kardeş

bazen içten içe biliyorum ki;mükemmel bir kız annesi olacağım...
ama mantığım erkek çocuk istiyor...
kızımla kek-börek yapmak istiyorum, hamurlar açmak, şekiller vermek
oğlumla markete gitmek istiyorum...
kız çocuğu şımarmaya müsaittir, şımartmadan övmek, kendine güvenmesini sağlamak;
oğlumu cool, biraz serseri ruhlu ama kızlara saygılı davranan biri olarak yetiştirmek istiyorum...
kızımla güzelleşmek, prenses sendromuna sokmadan bakımlar yapmak;
oğlumla spora çıkmak, modayı onunla öğrenmek istiyorum...
kızımla şarkı söylemek, dansetmek;
oğlumla bilgisayar oyunu oynamak istiyorum...

ama gariptir ki;
bir cinsiyet seçmem gerekmiş ve tercih yaptığıma  sahip olacakmışım gibi hissediyorum...

ve yine çok gariptir ki;
en az iki çocuk istememe rağmen asla hayalimde kızımın veya oğlumun yanına kardeş figürü oturtamıyorum...
ne zaman bu tarz bir görüntü gözümün önüne gelse tek çocuk ve bütün ilgim sadece ona yönelik oluyor...

bu sanırım ortanca çocuk sendromundan... bütün sevgileri, bütün ilgileri paylaşmak ve hiçbi şeye tam anlamıyla sahip olamamaktan ileri geliyor...
gördün mü okuyucu, psikolojik bir çıkarım yapmadan bitiremedim yine yazımı...
neyse...

o zaman gelsin;


28 Mart 2014 Cuma

DOOMGÜNLERİ

*Kalabalık aile olmanın güzelliklerinden biridir... doğumgünleri kutlanan bir evseniz sık sık pasta yersiniz :)
ben de benim için özel sayılan günleri hesaplayınca her ayım dolu maşşşaaallah...

Ocak- yılbaşı...ayrıca Burcc'un doomgünü
Şubat-annemin doomgünü...ayrıca sevgliler günü
Mart- İlişkimin yıldönümü...ayrca benim doomgünüm (yüzsüzlük olmasın, insanların gözüne sokmıyım diye geçmesini bekledim anacım...öyle de tevazu sahibi, öyle de enaniyetten uzak bir insanım hehheheh)
Nisan-bak bu boş....ben çocuğumu bu ay doğuruyım haa....iyi fikir, 20 nisana kadar olsun (1nisan hariç, hayır yani kendimi biliyorum...çocuğa her doomgünü eziyet olmasın, her hediye karambole gitmesin) paşa paşa anası gibi KOÇ burcu olsun...kimse alınmasın da burçların hası bu bence...
Mayıs---annnnaam! bu ay da boş bak...ikinciyi de bu ara şeederim ben. maksat düzine tamamlansın yani, açık kalmasın...ama 20'sine kadar doğarsa boğa oluyo (bu burca da tembel, kendne düşkün,alıngan diyollar anacım...) ya da 20'sinden sonra olursa ikizler oluyo ( ayyy  buna da ikiyüzlü, değişken, güvenilmez, havai, huzursuz, yüzeysel, kararsız diyolar... beterin beteri var işte bacım . biz boğayı alalım o zaman)-gerçi anneler günü var yaaa neyse...bi çocuğum olmasın canım...kardeşiyle büyüsün nisan sıpası...
Haziran-Elif Deniz'in doomgünü (iki numero yeğen)
Temmuz-bir gün farkla Buğra(bir numero yeğen) ve anasının doomgünü
Ağustos-Musti'nin doomgünü (aslan parçası, yaguşuqlu erkek kardeşim)
Eylül-Betli'nin doomgünü (benim bir küçüğüm  olan cadıdır)
Ekim-Nadya'nın doomgünü (benim bir büyüğüm olur da kendisi)
Kasım-HüsHüs'ün doomgünü
Aralık-babmın doomgünü-Kuğzuu'mun doomgünü- aynı zamanda yılbaşı
Sonra yine ocaaakkk :)

*   *   *
*Bir kardeşim var sizden iyi olmasın; Betli.
İnsanları manipüle etmeyi pek bi sever...Son 3-4 yıl da ortaya çıkanbi  gerçek; doğumgünü Mart imiş...Bizimkiler bir tek onun doomgününü nüfusa doğru yazdırmamışlar... Ama bence net bişey de yok... Anneme hangi gün diye sorunca mart işte dedi... ama ne zaman? diye baskı yapınca da 16'sı falan çıktı ağzından...---OBJECTION !!!
Biz o tarihte kutlamıyoruz...15-16 sene eylül çocuğu olarak kaldın, değiştiremezsin şimdi...Tek Mart çocuğu benim işte...YEDİRTMEM !!!
16'sı sabahı biraz koştur koştur geçti... Ablamla adrenelin dolu atraksiyonlara imza attık... Konuşurken de "Betli'nin doomgünü, kutlıcam aklımda" dedim... O da dedi ki "kutlama, arama şimdi".... "niye?" dedim "biz 10gibi kutlıcaz, süpriz olsun o saatte ara" dedi... Hayır saf ben de düşünemedim tamam dedim...
Halbuki benim sevgli kardeşim ilkokulda,ortaokulda "çok çektim... ilk sene insanlar beni tanımadığı için karambole gidiyo... ya da okul kapalı oluyo" diyerekten tüm arkadaşlarına doomgünü olarak mart'ın 16'sını belletti... herkes kutladı tabi....ben akşamı bekliyorum yazzzık, msj ble atmadım...(itaatkar kardeş bööle oluyo gençler !)
Ama ben de o gün hastayım....ve akşam 9'Da kafayı koy ve uyu... kutlayamadım haliyle... Hüs'e devretmiştim görevi... Ertesi gün konuştuk, Bet hanım demiş ki ; "bizimkiler de doomgünümü kutlamadı, kutlarlar belki bakalımm..." lan eşşek sıpası ! ailen senin doomgününü martta kutladığı ne zaman görüldü... ben de o gün geçti zaten, ayrıca mart'ı vermiyorum işte! diyerekten kutlamadım sonrasında...
gerçi o gün ufak tefek hediye bayaabında da birtakım şeyler aline ulaştı ama olsssuuunn :)
Eylül'de görüşelim Betül hanım... senin yaptığın gibi doomgününü unutursam da kutlamazsam o zaman konuşuruz......
Ayrıca sen ablanın blogunu okuyo musun bakalım????!

Ara Sıra Bazı Bazı #1

*balık ve etli çiğköfte +ayranın aynı gün yenmemesi gerekiyo galiba (ne salak!)
*şu hazır paket mısır patlakları töbe yarabbim ne kötü !!! ne çirkin !!! sanayi yağı değil bildiğin motor yağıyla pişiriyolar onu ! öööygg!!!
*dün cips, bugün balık kılçığı efendime söyliyim balık kuyruğu ilen 3 farklı yerden yırtılan boğazım bana ne kadar hominigırtlak olduğumu bir kez daha hatırlattı....
*biri yazın söz olabilir  mi diyo? hala dana gibi mi yiyo?
*bana akıllı telefon asıl ne zaman lazım biliyo musun? gelecek sene eve gidip de laptopun bi metal-plastik yığını haline geldiği o muhtelif zamanlarda...
*bazen insan; "bazı erkeklerin de muayyen günleri oluyor kesin" diye düşünmeden edemiyor...
*twitter kapanınca hepiniz güldünüz yakında facebook youtube da kapanır dediniz de kaçınız cidden inanmıştınız tekrar youtube'un yasaklanacağını....sırada ne var? facebook vaaaarrr, instagram vaaaaarrr, vine vaaarrrr.... raad olun, daha çok atraksiyona malzeme olacak şey mevcut cepte... haaa bi de unutmadan blogger var !!!

17 Mart 2014 Pazartesi

Asla Asla Deme Deme #1

Ne gıcık, ne beylik laftır dimi ya şu "asla asla deme!" olayı...
Çok bilmiş, insanı manipüle etmeye çalışan, dönemsel zırvalardan biri...
"Biz buna Büyük Lokma Ye ama Büyük Söz Konuşma" seni seveni de bulmuşken ee sen de sev hesapsızca, diyoruz.
Neyse efendim...
Eskiden asla dediğim ve yaptığım şeylerden birini işleyeceğiz bugün;

Yıl;2009
Yer; Kızılay, İzmir Caddesi...
Adını hatırlayamadığım, içinde bulunduğum en aptal kafe...
Yanımda cancağızım Kuğzu'm

Efenim yeni kafe keşfedelim dediğimiz,
ne menem bir şeydir bu diye istişare ettiğimiz
waffle'ı sipariş eettik..

aşçı adam sigarayı içerde içti...
benim alerji dönemimim yanında paçozluk dönemim rastlaşmışlar ki
yüksek sesle söylendim...
adam da duydu...
adam elini yıkamadan waffle'a girişti
kuğzum söyledi...
adam da duydu...
o da bize yüksek sesle laf sokmalar, gıcık yorumlar falan...

iptal edelim biz siparişi deyince dövmekten beter eden garson ve aşçı zoruyla çocuk aklı çıkmadık kafeden
gelen dünyanın en iğrenç waffle'ını yedik...
yarısını yememişimdir belki...

yumurta!!!
yumurta beyazı!!!
iğrenç hamurumsu yumurta!!!
bozuk omlet;!!!!
kokuyor, tadıyor...
O zamanlar yumurtadan nefret ettiğim,
adını duyunca bile öğürdüğüm dönemler...

benim için waffle sayfası kapandı!!!
adını duyunca bile öğğğyk! çok çirkin o yaaa diye ahkam kestim,
zır yumurta kokuyor diye insanlara nasıl yiyorsunuz onu dedim...

gel zaman git zaman part-time çalıştığım işyerinde çıtı-pıtı bir kız pek pis boğaz çıktı...
canı olur olmaz kokoreç, işkembe çorbası çektği gibi
waffle diye ölüyordu...
haftada bir en az yer,
açsa ard arda iki tane yediğinden bahseder
ve herkese över olunca
ben de yumurta koktuğunu falan söyledim
kötü bir yerde yemişsindir, Abbas'da ye dedi...

Benim Ankara anlayışım Kızılay abi...
6yıldır burdayım,
gördüğüm yer, meşhur olduğu halde adımımı atmadığım mekan yok...
Abbas'da bunlardan biri...
ve inanır mısınız hala öyle...

Neyse bir gün sevgili homemade ve ben Kızılay'da Müslüm Waffle'a girdik...
Ne cesaret Yarab ne cesaret...

Ne kadar sevdiğimizden bahsetmiyim,
2haftada 5kez waffle yedik desem anlarsınız herhalde...
2'si onun yerini zerre tutmayan abidik gubidik yerden yedik zaman ve mekan farkı yüzünden...
Eee Müslüm'de paket servis'te yapmıyor...
(ÇOK AYIP !!!)
Neyse...

Enfes...
Bi cahil ben kalmıştım zaten,
Ben de sevdim tam oldu...

Deli yaş pasta severken beni soğutan,
bin kez şans verdiğim halde her defasında beni hayalkırıklığına uğratan
yaş pasta sektörüyle arama uzun bir ayrılık süreci girmişken...
geleneksel türk tatlıları bana hep ağır gelirken,
caaanım dondurmanın baba yapılan yerlerde sezonu gelmemişken,
ne güzel girdin hayatıma sen waffle !!!

akrostişle son veriyorum yazıma sevgili okurlar,
bir başka yazımda daha görüşmek dileğiyle,
izlemede kalın,
hoşçakalın...

wi-fi olsun her yerde bedavadan,
açalım gözümüzü güzel bir dünyaya
fettan karılar, cin fikirli adamlar
fazlalık hep bunlar,çıksınlar aradan
latte istemem ne o öyle lüküs lüküs
ee fazla bana tavşankanı pek yüksüz... :)

Bİ' MARUZATIM VAR !!!

oy veremiyorum sayın seyirciler,
memlekete gitmem lazım,
ama gidemiyorum....
ee tamamen duygusal...
istiyorum da çok,
bi' oy bi' oydur biliyoz biz de...

lisede annesine "kendi harçlığıyla asla bi daha iddia oynamama" sözü veren arkadaşım gibi
herkes bi lira verse süper olur oolum !!!

bak kişi sayısı da uyuyo,
herkes bi lira koysa
55 liradan
110 tl gidiş-dönüş yol parası çıkar..
hadi pammık eller cebe isteyene ziraat hesap no.'mu atarım
hiç çekinmeyin siz :)
sponsorluk ulvii bi görevdir :D

o zaman gelsin;

not; he valla şok'güzel...
bi gözü yeşil, bi gözü ela bölee beyaz tenli falan çok hoş yane :)

Öperrlerrr Anam...

pek muhterem ve kudretli,
alerji zamanlarına girmiş bulunuyoruz...
damak yer yer çatlamış, kan tadı baskın
geniz şiş ve yangın yeri
burun içi parçalı bulutlu, değişik doğaüstü olaylar dönüyor...
yetkıliler uyardı;
Zyrtec ve Aerius'lara bir anda hayyvan gibi yüklenmeyin !
yanınızdan Ventolin Inhaler'i ayırmayın !

2saat aralıksız ağlamanın verdiği başağrısı,
erken yattığım için bu saatte uyanıp bir daha uyuyamayacak olmanın siniri ilen
yakalamışken bırakmam efenim valla öpüüjeeeam !

ruh halim kadar
akıl sağlığımın,
geçerken köşede duran beden sağlığımın da üstelik
ağzına sıçılmış bir günü çabucak bitirmek istemem norrmal değil mi???
sanırım ömr-i hayatımda en hızlı değiştiğim gün olarak tarihe geçiyor bugün
hiçbir dönüşüm bunca tepetaklak etmemişti beni
zeminsiz olunca demek ki
pek bi kafaüstü geldim...

öperrler anam!!!

16 Mart 2014 Pazar

Diziler Ve Karekterler #1

Şu sıralar izleyebildiğim diziler ve kahramanlarıyla yaşadığım ilişkiler;
Hangi dizileri izliyorum, tahmin edebilirsiniz herhalde :)

*Salaksın Rae!
*Muhteşem oyuncusun lan Stiles!
*Naif Kepner,
*Sen böyle yakışıklı olmayı nerden öğrendin Elijah !!!
*İskoç erkeği Hunt !
*İyi sunucu olduğun kadar iyi de bir oyuncuymuşsun Yiğit !
*Allah'tan belanı mı istiyorsun Yang ?
*Sen ne çabuk büyüdün böyle Scott ?
*Sana da elveda diycek miydik be Rebecca !!!

İkili İlişkilerde Erkek Olmanın Zorluğu !

Empati bizim işimiz biliyorsunuz artık...
Şimdi onlar gözünden birkaç madde;

* Telefonda kontörün olacak
* Telefon yüzüne kapanan kişi olacak
* Araba varsa benzin, yoksa kızı evine her gün bırakacak sağlam irade olacak
* Askerde sevgiliye sonsuz güven, içinde dev bir sabır olacak
* Yüksek omuz, korku filmlerinde çelik gibi sinirler olacak
* Acı yiyebilecek damak tadı, kokoreç, kelle-paçadan tiksinmeyecek sağlam bir mide olacak
* Korkusuz bir yürek, gerektiğinde güçlü bir bilek olacak
* Şöforluğün iyi, pazuların diri, dirayetin feci olacak
* Kaprisi çekim gücü tam, çeneye geliş gücü full olacak
* Niyetin ciddi, hayallerin seri olacak 
   AGA !!!



8 Mart 2014 Cumartesi

Özledim Ki Ben

malumunuz birazcık doyumsuz bir insanım...
elimde olmayanları ve elimden geçmişleri özlerim sık sık...

*tarihini hatırlayamadığım çağlardaki "63kiloyum...çok çirkinim...ayı gibiyim...keşke ölsem...keşke benden zayıf olan herkes ölse" dicek kilo algımı...(tek ergenlik tribim buydu sanırım) 

*çilekli yumiyum'u

*dedemlerin almanya'dan getirdiği en bi denişik kaşar/peynir'le yaptığımız sucuklu tostları

*isteyerek dalınan üstelik de alınan uykuları

*annemin sarmalarını (tabi yardım da edicez; eşşek misin kızım kalk anana yardım et, tek başına o yapmasın her işi!!! )

*terasta yatılan yaz gecelerini

*sabah ezanıyla yola çıkıp ulaşılan çarşaf denizleri

*ben çocukken aldığımız pammuktan daha pamuk patlamış mısırı

*koçanda mısırı

*okul gezilerini

*lise dedikodularını

*uzun seyahate çıkar gibi çıktığımız 1,5 saatlk köy yolculuklarını

*annemin hep genç kalacağını sanan çocuk algımı

*hayattaki en büyük acıların düşük not, uzama sancıları, kıçıkırık sevda batıkları sanmamı

*sürat teknesiyle helbet sürat yapmayı...
(siz anlayamazsınız pis fakirler !!!)

o zaman gelsin;


7 Mart 2014 Cuma

Sevgilim Bazen Denişik #2



İlkini hevesle okuduğu kitabın  ikincisini sipariş verdi paşam, yola çıkıyo :)
Ulan ne egosuz adamsın işine gelince !!!
not; çirkinelligiller ailesi olcaz biz, bizi böle anın bundan böyle...


Benim sevgilim bana böyle adamlar tanıtıyo, sevdirmeye çalışıyo şarkılarını -puhhahhahhahaha !



Ev Arkadaşı'm #1



evet cancağızım aylllar sonra yazılan ilk yazıyı sana ithaf ediyorum, ikincisi de hüs'e olacak çaktırma :) yine ikinci sırada kaldı gariban (keh keh keh keh !!!) normalde blog üzeri göndermelere hayır! diyen bir insanken bu da nesi dersen seni hunharca kullanıp bir kenara atma isteğiyle nuri alço kahkahaları atıyore :) ve tamamen bacak ağrısı, karın sancısı, alerjik döneme giriyorum takıntısı, kes ulan cevap verme kadın! homurtusu...
not;dünya kadınlar gününüz kutlu olsun bacım !!!

*ben deli gibi evcil hayvan isterken 
"sen uykudayken ümzüğüne çöküp boğaraım, sonra tuvalete atıp sifonu üzerine çekerim"
deyip ben istemezken bana hayvanhayavnhayvanhayvan diye diretmesi,

*ben gönülden bir
"kalk gidelim" deyince
"bok yeme otur bakışı" -tercümesi- "hadi !" dememesi,

*bana ebru yaşar'dan
"seni anan benim için doğurmuş" dinletmesi,

*"seni dinlemiyorum" demek olan balık gibi bakışı,

*adının bile diyet bırakmama teşvik olması,

*okula gitme, ders çalışma isteklerimi yıkan o yumuk yumuk gözleri,

*ve bu maddeler içinde en ciddisi ölümüne sigara içmesi 

olmasa valla ballı ekmek kadayıfı !!!

not; şu an fonda duyduğum kereviz şiirini allasen bir de benim için okusan bee :)




sen benim ev'lik değil evladiyelik arkadaşımsın...
kızın oğluma sarkarsa başka !
saçlarını yolup eline veririm o ayrı..
ayrıca senden dünür - kaynana,
benden gelinin ümzüğüne kadar altın takacak ana olmaz gülüm !!!

22 Şubat 2014 Cumartesi

Sevgilim Bazen Denişik :)

Hüs'ün bazen davranışları tutarsızlaşıyor.....Misal bazen her Türk erkeği kadar homofobikken bazen de millet ne der umursamadan koskoca uzayıp giden bir sırada benim babetlerimi ayağına geçirip kendi spor ayakkabılarıyla dinlenmemde ısrar eden bir adam. Bazen kızsı en ufak davranıştan ölümüne kaçsa da bazen de beni güldürmek için "ayol" diye kırık konuşan, youtube'da izlediğimiz taglerden hareketle çok eğlenince "eehh ne var bunda, o kadar hoşuna gidecekse sen de bana yapabilirsin" diye makyaj masasına oturan bir adam...

Hele artık iyice millet ne der düşüncesinden sıyrılmış gördüm ve bir kez daha sevdim Hüs'ü.
Bi kendisinin, bir odasında kalan diğer astsubayların bir de ergen kızların bayılaarrak izlediği Medcezir'i beraber izledik bu gelişinde. Ben de oyunbozan olmamak adına bu km, bu neci, bu neden böyle yapıyor sorularımla olaya dahil olmaya çalışıyorum o da halinden gayet memnun bana bir heves diziyi anlatıyor.


 Odada izlemeye başladığı zaman arkadaşları değiştir falan demişler ama şimdi haftanın en büyük eğlencesi olmuş; Medcezir izleyip alay etmek, insanlara küfretmek, kızlara laf atmak, sapık sapık yorum yapmak, babanne gibi dizi eleştirmek...

Yine bu gelişinde evimize çok yakın olan kütüphaneye gittik. Sıkılmasın diye bir kitap seç dedim. O da "nasıl olsa iki gün sonra gidicem, devamını okumak zorunda kalmayacağım tırt bi kitap verebilirsin;hafif, kızsı kitaplarından falan" dedi.


Ahanda böyle çirkin elli sevgilim kitaba dalmış, etrafında ona şaşkınlıkla bakan bir sürü adamı umursamadan vakit geçiriyor.


O sırada ben de bu manzaradaydım :)
Çok bayıldığı için kitabı onca askerin arasına,tugaya götüren sevgilim, serinin ikinci kitabını alıp kendine yollamamı bekliyor :)

Yeni Keşfettim ama Eski

Gördüğüm en güzel reklamlardan biri olmasının yanı sıra,
mana verilebilen; aptal saptal çıplak kadınların, üstsüz adamların salınmadığı, anlamlı ve adıyla özdeşik güzel bir parfüm reklamı olması bakımından sevdim...



Bu Anneler Kızlarından Ne İster ?

Şu aralar türkülerle aram yine içli-dışlı. Bunda Hüs'ün gece konuşmalarımızı istek yaptığım türküleri söyleyeerek kapatmasının payı elbette ki çok. Ben sözleri yazıyorum, o söylüyor :)

Neyse olan var olmayan var ah almayayım şimdi :)
Bugünün şarkısı Zahidem... Acıklı, hüzün kokan, Neşat Ertaş'ın bir de Hüs'ün sesinden dinleynce müthiş bir eser... Şarkının sözlerini Hüs'e atarken farkettim ki;
"anan seni seni bana verirse, nemize yetmiyor el kadar hasır..." 

Sahi bu anneler bu kızlarından neler istiyor da, "zengin" olsun, "malı olsun" "yaşı büyük olsun" "gözü kara olsun" "erzurumlu olsun" "antepli olmasın" "sağa bakmasın"  "memur olsun" "ailesi 7göbek aristokrat olsun" bla bla bla...


Benim başıma gelen onun başına gelmesin diye mi?
Ben yaşamadım; o rahatı yaşasın diye mi?
Kompleks mi?
Kendi hayallerinde mi gerçekleştirmek istemesi mi?

Nedir bu annelerinin kızlarından istedikleri?????
not; din konusunda azacuk ince bir çizgisi olan anam, sokaktan geçen çöpçü istese vericem sizi der Allah'tan...

o zaman gelsin,



12 Şubat 2014 Çarşamba

Benim Güzeller :)

efenim bunlar benim güzeller;



anlaşılacağı üzre burnumda tütüyorlar ki bol bol anmaktayım...

sol başta benden büyük olduğunu belki tahmin etseler de yaşına asla inanmadıkları süpersonik ablam... arkadaş ve yakınlarımdaklerin ailenin en güzeli seçtiği hatun.... beni en çok benzettikleri kişidir kendi aynı zamanda...



renkli ruhu hiiç değişmesin inşallah...
*   *   *


bu hatun kişisi de benim bir küçüğüm... benden dört yaş küçüktür kendisi ve o da bizim ailenin tümünün tutulduğu yaşını göstermeme hastalığına yakalanmış olduğundan daha ufak anılır hep... ayrıca benim 3güzeller arasında gelecek vaad eden klasmanında birncim :) (3güzel derken ben hariç tabii !!! )


hep bi hava hep bir eda... bu nedir yahu !!!

*   *   *


bu vatandaş bir zamanlar nerdeyse benim tıpatıpımken alıp başını yürüyen erkek kardeşim...kendisi evin en küçüğü, biricik oğlumuz :) gerçi şimdi yeğenler var ayrıca eşşek kadar herif neresi küccük :)



benim lisemde böyle bir çocuk olsa kesin aşık olmuş, kerem olup yanmıştım... karizmanın sözlük karşılığıdır nokta net !

*   *   *



bu da evimizin ablası.... kızım 2014 yılı itibariyle kaç yaşındasın farkında mısın ? ben şahsen her sefernde senin yaşına hayret hayret hayret ediyorum... 


ikinci yeğenimin doğumundan sadece günler sonra... yüzde ne bir makyaj, ne fotoda bir hile. hani kız çocuğu annenin güzelliğini alırdı??? hani loğusa dönemi kadınlar çirkin olurdu??? hani yüzü gözü şişer, kızarıp bozarırdı???? lan, ateyizler açıklayın !!!

*   *   *


eee tabi bu güzel genlerin alınmış olduğu kaynak da şahaser olunca... ehem ehemmm !!!
birçok fiziksel özelliğimiz olsa da ilk bakışta pek benzemediğimiz validemiz... 
bir gözü yeşil, bir gözü ela,
eee bu güzelliğe can feda :)




Peder bey gençliğinde az can yakacak tipte değilmiş... bence hala yakışıklı...
amma velakin pek kesmeyi sevmediği sakalları ve genelde hep nasıl yakalanıyorsa en saçma pozlarla veya pek görmek istemeyeceğiniz ev halleriyle dolu fotoğraf albümünde zaman kaybetmek istemedim pek :)
kimilerinin beni en çok benzettiği zat-i alileridir muhterem...

ANLAŞILACAĞI ÜZRE EVİN EN ÇİRKİN BENİM EVET; ne var yani !!!!

bu yaptığım "acıya gülmek" 
evin hem en çirkini, 
hem en kilolusu -ki doğuma iki gün kala bile benden 2-3 kilo zayıf olan ablam da dahil buna
orta kardeş bunalımında savrulmuş biriyim ben...
acıyın bana hımmmm :(


o zaman gelsin;
benim tüm güzellerime 




bu arada unutmayın haaa !

11 Şubat 2014 Salı

BAKIŞ AÇISI...



herkesin kendi bakış açısı var... bir olaya bin yorum gelebiliyor...misal bundandır nefretim bir edebiyatçı olmama rağmen şair burda ne demek istemiş'i bulmaya...sen ancak şair burada bana ne hissettiriyor, benim hayal dünyamda ne oluşturuyor'u bulabilirsin...

farz-ı misal bugün;
*iş yerinde pinti olarak adlandırıldım...
(ev arkadaşım gittiğinden beri kaloriferi hiç açmadığımdan... "bu tarihte, bu havada, ankara'da... aa aaaa!!!")

*babam tarafından para konusunda dikkatsiz olarak adlandırdım...
(tamir ettirmek yerine bi ay umursamadığımız için damlaya damlaya faturayı göle çeviren musluktan kol gibi giren...pardon gelen 350liralık su faturasını öğrenince)

*erkek arkadaşımca savurgan diye adlandırıldım...
(para konusunda ya dikkatsiz, ya gereksiz harcayan; ay sonunu düşünmeyenmişim...)

*eee bana göre de normalim bilader

ee napcaz şimdi?
o zaman gelsin;


6 Şubat 2014 Perşembe

Şimdi Bak Gör Beni #2




*Şu ara karbonitla resmen aşk yaşıyorum... Ekmekarası ve favorim dürüm. Poğaça bi-iki kere aldım panik etme nolur :)


*Ankara'dan Kuğzuu'm geldi geçti ve şimdiden çok özlendi :( Bir nişan, deli-dana gibi alışveriş turu, nazarlara gelip ayak burkma, bir gece acil turuyla sağsağlim tamamlanan gezi kısa sürse de hatun kişisi hocaanım :) daha anası, babası, danası, yiğeni var görcek. Okuyosan Sibel bak ! Bak da gör tatil ne kısa süren bir nimettir... Okulun başlamasına son 3 gün :)

*Şu ara modum şu;







Temam dantel olacak :) Sonunda yolumu buldum. Geçmişte de gelinlik bakıodum, modellere falan. Ama bu yaz inşallah iş ciddiye binip söz yaparsak gelecek yaza düğün var demektir bu. Eskiden güzel gelinliklere vurulup bu olsun diyordum ama iş ciddilik yoluna girince tipik alışveriş kuralımı uyguladım.
1)hangi model sana gider?
2)modelden önce istediğin kriterler neler?
3)teman ve tarzın nasıl olsun istiyorsun? gibi...
gerdanı kapatan boyna kadar dantel, kolları dantel bir gelinlik istiyorum/ dantel perde kumaşı gibi olmasın/ boğmasın beni/ tema dantelse asla kırık beyaz olmaz unut, bembeyaz olmalı/ etek kısmı dantel istemiyorum, göbekten yukarısı dantel olsun ki duvak eteğe indiğinde duvağın ucundaki danteller kaybolmasın etek kısmında belli olsun/ dantel- kumaş geçişi düzgün olsun sırıtmasın/ etek göz yormasın, sade olsun, üstü yeterince dantel belki biraz taş-maş olacak/ duvak sade olsun/ bla bla blaaa
Bu dertlerimi anlattıktan sonra eşşek değil ya terzi öneride bulunur herhalde :)

Hüs de bildiğiniz bir Cengiz Abazoğlu bir Hakan Akkaya ruhu varmış da biz bilmiyomuşuz. Gelinlik fotoğraflarını attım; yok şunun dantel motifi güzel, şunun arkası ötekinin önünde daha iyi durur, berikinin kuyruğu güzelmiş vs vs :)


not;Tam Türkiye gündemine uygun şu şiirini koymadan edemeyeceğim!
*İki arkadaşımla dün akşam Bedirhan Gökçe'nin şiir-sohbet gecesine gittik. Hiçbir haltı iyi değilse bile bu gençlik parkı etkinliklerinde seviyorum büyükşehir belediyesini...(kimse kusura bakmasın ama yiğidi öldür hakkını yeme mantığım ve adalet duygum bunu söylemeye mecbuuur ediyor beni)



*24 yaşındayım sevgililer gününde hep yalnızdım.... hadi onu geç Hüs'le bu mart 5yılı bitirmiş olacağız bir sevgililer günü yanyana değildik... Ama bu yıl şu manzaradan kurtuluyorum çünkü inşallah Hüs yanımda olacak bu sene :) Mutluyum huzurluyum :D

ohh valla rahatladım yazdıkça... bu bol resimli yazı yazma olayını özlemişim hem pratik hem atıştırmalık oluyo :)

*Şu ara en çok dinlediğim parçayı paylaşmadan geçemiiciğim;
not; bu boy kirli sakal her adama yakışır sanıyordum ama fena halde yanılmışsam demek ki... hayır eli yüzü de düzgün çocuk niye böyle olmuş ki; saçı da kısa ondan mı gitmemiş? yok yok bariz yakışmıyo :(

o zaman gelsin;

4 Şubat 2014 Salı

geç kaldın...gelmesen de olur artık...

diye gurur yapmadan eskiden edilmiş bi-iki lafı aktarıp gidicem;
konu bütünlüğü yoktur, gecenin bir yarısı benden o performansı bekleyen arkadaşa afiyet olsun; muhtemelen yakın tarihte beynini yemiştir...


Görüntümüz düşünceli bir izmir'li esnaf arkadaşın bayan wc'sinden. Erkek tarafında da jöle, deodorant vs varmış'mış bilemiyciiğim. İşin ilginç yanı -bence yani-  burası bi cafe-bistro değil, nargile kafe. Yani olay çay, nargile, ıhlamur hesabı...Bu sahne olmasa da olur gayet tabi...
not; evet hususi kadın değil bayan diyorum; çünkü kadın kelimesinin büyük ihtimal diftong değişimi sebebiyle oluşan kulağı tırmalayan çirkinliği ve kabalığı yüzünden hiç hazzetmiyorum... 


Bazen böyle süpriz misafirleriniz olabiliyor, kitabınıza katık oluyorlar...
not; ev benim değil, haliyle halı ve koltuk örtüsü benim zevkim değil :) eğlenceli kişilik ablam'a ait


Bazen böyle renkli kişilikler karşınıza çıkabiliyor, siz simsiyah giyinmişken yaşınızın iki katı teyze alay edercesine gezebiliyor...


Kendimi şimdiden taşınma moduna soktum... Çok erken biliyorum; ama üzgünüm sevgili odam artık odadaki tek emanet eşya benmişim gibi duruyor...


İnsan büyük konuştuğu, asla yapmam dediği şeyi yaşamadan ölmezmiş...IT'S THE RULE !!! Hay bin kunduz...Sen onca sene ergen ergen öss dönemi assssla antalya'da okumam de, sonra formasyon işi çıkınca; ev arkadaşım da ankara'da formasyon ili belli oluncaya kadar buralıyım, antalya'ya nasıl olsa dönmicem de...
Sonra tut evde yaşar para biriktiririm / yeni bir ile, eve, yurda vs kim alışacak canım !!! de ve hayalinin ilk sırasına yerleştir(işte bunlar hep mantık evliliği...)... VAYY ARKADAŞ BE !!!
hayırlısı diyorum,
ii geceler diliyorum
yewwwrruuğm...



30 Ocak 2014 Perşembe

fotoğraf icat edilmemiş olsa halimiz nice olurdu #1

dünya tatlısı 2 tane yeğenim var. maşallah deyin pek de bir güzellerdir...
ve bazen de dünyanın en şapşileri olurlar :)

çocukların dondurmayla imtihanı adlı kolaj geliyor şimdi;